DÜRTÜSELLİK ANLARI: ANLIK PATLAMALAR SONRASI GELEN PİŞMANLIK
Bugün yine istemeden anlık bir tepki verdim ve bu olay beni bütün gün düşündürdü. DEHB’de en çok zorlandığım şeylerden biri kesinlikle dürtüsellik. Bazen biri bana bir şey söylüyor ve sanki beynim düşünmeden otomatik olarak tepki veriyor. Kelimeler ağzımdan çıkıyor ama aslında o kelimeleri söylemek istemediğimi fark etmem sadece birkaç saniye sürüyor. O kadar hızlı olup bitiyor ki, tepkiyi verdikten sonra “Keşke durup düşünseydim” demek için bile geç kalmış oluyorsun.
Bu durumun beni en çok yoran kısmı, dışarıdan kaba, duygusuz, umursamaz biriymişim gibi görünmem. Halbuki içimde tam tersi biri var. Sadece o ilk saniye kontrolü kaybediyorum. Bugün yaşadığım olayda, aslında kırıcı olmamak için uğraşıyordum ama yine de ağzımdan çıkan ilk cümle o kadar sertti ki karşımdaki kişi bile şaşırdı. Sonrasında açıklamaya çalışıyorum, özür diliyorum, durumu toparlamaya çabalıyorum ama biliyorum ki o ilk saniyede söylediğim şey geri alınamıyor.
Dürtüselliğin kötü yanı spontane olmak değil; sonuçlarını düşünmeden hareket etmek. Çünkü tepki verirken rahatlıyorum ama bir dakika sonra vicdan azabı başlıyor. Sanki zihnim iki farklı versiyona bölünüyor: Biri o an konuşan ben, diğeri ise konuşmayı duyan ve “neden böyle yaptın?” diye sorgulayan ben.
Bugün bunun üzerine oturup uzun süre düşündüm. Dürtüsellik aslında bir huy değil, beynin fren sisteminin zayıf çalışması. Bir nevi düşünce–tepki arasındaki mesafe çok kısa. Benim yapmam gereken bu mesafeyi biraz uzatmak. Belki derin nefes, belki iki saniye durmak, belki de konuşmadan önce düşünmeyi hatırlatacak bir alışkanlık geliştirmek. Kolay olmayacak ama farkındalık bile büyük bir adımdır.