DİKKATİN PARÇALANMASI: GÜNLÜK HAYATTA ZİHNİN NEDEN DAĞILDIĞINI FARK ETTİĞİM BİR GÜN
Bugün kendimde çok ilginç bir şey fark ettim: Dikkatim bir türlü tek yerde kalmıyor ve bu sadece DEHB yüzünden değil, günlük hayatın her küçük detayı da dikkatimi paramparça ediyor. Sabah kalktığım anda telefon ekranına bakmamla birlikte beynim bir bombardımana uğruyor. Bildirim sesleri, kısa videolar, gelen mesajlar, haber akışı… Bunların hepsi beynimi daha güne başlamadan bile yormaya yetiyor. Kahvaltı hazırlarken aklım başka bir şeye kayıyor, su ısıtıcısını açıyorum ama sonra masanın üzerinde duran bir kâğıt gözümü çekiyor ve ona bakarken çayın taşması gibi ufak aksilikler zincirleme şekilde devam ediyor.
Bu durum günün ilerleyen saatlerinde daha da belirginleşiyor. Bir şey izlerken başka bir şey düşünmeye başlıyorum, bir şey düşünürken başka bir şeye geçiyorum. O kadar çok “yarım bırakılmış iş” birikiyor ki, gün sonunda ne yaptığımı tam olarak hatırlamadan “çok yorulmuş” hissediyorum. Bir şey bitirmeden diğerine geçmek, her görevin yarım kalması ve hiçbir şeyin gerçekten tamamlanamaması günün sonunda büyük bir mental yük oluşturuyor.
Bugün kendime şunu sordum: “Gerçekten DEHB belirtilerim mi artıyor, yoksa modern hayat mı zihnimi bu kadar yoruyor?” Cevabı tam olarak bilmiyorum ama bildiğim şey şu: Dikkatimi gerçekten bozup dağıtan şeylerin çoğu elimde olan şeyler değil. Kafamdaki hızlı düşünce trafiği, içsel huzursuzluk, bir türlü tamamlanmayan işler, anlık hevesler ve hızla sönen motivasyon… Bütün bunların içinde kaybolduğum için gün sonunda hep aynı şeyi düşünüyorum: “Bugün de verimli değildim.” Belki de asıl sorun verimli olmaya çalışmak değil, zihnimin gerçekten neye ihtiyacı olduğunu bilmemek.
Bugün bunun üzerine çok düşündüm ve fark ettim ki dikkatimi parçalamamaya çalışmak yerine dikkatimin neden dağıldığını anlamaya odaklanmalıyım. Çünkü dikkat dağınıklığı sadece bir “sorun” değil; zihnin bir şey söylemeye çalıştığı bir işaret olabilir.