Türkiye’de DEHB Ne Kadar Yaygın?
Türkiye’de DEHB’nin ne kadar yaygın olduğu konusu çoğu kişinin sandığından çok daha karmaşık ve merak uyandırıcı bir tablo sunuyor. Sokakta yürürken, üniversite sıralarında, iş yerlerinde ya da sosyal medyada karşılaştığımız birçok davranış aslında DEHB’nin görünmez yüzüne dokunuyor olabilir. Çoğu insan yıllarca “tembellik”, “savrukluk”, “dalgınlık” diye etiketlenen özellikleriyle yaşıyor, fakat işin bilimsel tarafı bambaşka.
Araştırmalara göre Türkiye’de DEHB’nin yetişkinlerde görülme oranı yaklaşık %4 civarında; çocuk ve ergenlerde ise %8’lere kadar çıkıyor. Ama bu rakamların soğuk bir istatistikten daha fazlası olduğunu fark etmek gerek. Çünkü gerçek sayı, tanı almamış binlerce kişi nedeniyle çok daha yüksek olabilir. Özellikle DEHB’nin “hiperaktif olmayan” dikkat eksikliği tipi çoğu zaman fark edilmiyor. Sessizce düşüncelere dalıp giden, derse odaklanmakta zorlanan, bir işe başlayıp devamını getiremeyen biri çoğu zaman “kişilik özelliği” sanılıyor ve tanı süreci yıllarca gecikiyor.
Türkiye’de DEHB ile ilgili en büyük sorun, toplumun hâlâ bu durumu yanlış anlaması. Birçok kişi DEHB’yi sadece hiperaktif çocuklarla özdeşleştiriyor, oysa yetişkinlikte bambaşka bir yüzü var: Zaman yönetimi sıkıntısı, aşırı erteleme, odaklanamama, impulsif kararlar, duygusal dalgalanmalar… Bir yetişkin için bu özellikler çoğu zaman hayatın her alanını etkiliyor; eğitimden ilişkilere, iş başarısından günlük düzen kurmaya kadar her şeyi derinden sarsabiliyor.
Tanı oranlarının düşük olmasının bir diğer nedeni de insanların kendini ciddiye almaması. “Herkesin dikkati dağılıyor ki”, “Ben zaten böyleyim”, “İlaçsız da olur” gibi cümleler, hem farkındalığı hem de yardım alma isteğini gölgeliyor. Oysa DEHB bir karakter meselesi değil; beyindeki dikkat ve yürütücü işlevlerle ilgili nörobiyolojik bir farklılık.
Son yıllarda sosyal medyanın etkisiyle Türkiye’de DEHB farkındalığı artmaya başladı. İnsanlar kendilerinde yıllarca anlamlandıramadıkları davranışları nihayet bir açıklamaya kavuşturuyor. Forumlarda, topluluklarda ve destek gruplarında yazılan her satır aslında buzdağının görünmeyen kısmını açığa çıkarıyor. Her paylaşılan deneyim, “Ben de böyleyim demek ki yalnız değilim” diyen birilerini buluyor.
Asıl merak uyandıran soru şu: Türkiye’de gerçekten kaç kişi DEHB ile yaşıyor ama farkında bile değil? Bugün sokakta karşılaştığın, sınıfta yanında oturan, hatta belki de uzun zamandır kendin… Belki de cevap düşündüğünden çok daha yakın. Çünkü DEHB, toplumun içinde sessizce dolaşan ama konuşuldukça görünür hâle gelen bir gerçek. Ve ne kadar çok insan bu konuda bilinçlenirse, o kadar fazla kişi kendi yaşamının kontrolünü geri almaya başlayacak.