dehblilerin ortak özellikleri
başlamak için içinde bir şeyin “tıklamasını” bekleme hâli
kimseye söylemezler ama çoğu iş, içsel bir düğme kendiliğinden onay vermedikçe başlamaz. motive olmakla alakası yok; o düğme yoksa dünya yansa kıpırdamazlar.
hiperodaklanıp yiyecek-içecek unutma yeteneği
hiçbir şey hazır olmasın, açlıktan mide kazınsın; ama ilgi çekici bir şey buldu mu saatlerce kendini çöpe atar.
eşyaların kendi kendine kaybolması (aslında ortamdan bağımsız teleport sistemi)
anahtar, kulaklık, kart… bunların hepsi fizik kurallarını çiğner. bir yere koyarlar, üç dakika sonra yok. bulunca da “haa buraya koymuşum” anı yaşanır.
son dakika canavarının ortaya çıkışı
günlerce sürünür gibi gezip deadline’a 45 dakika kala profesyonel atlet hızında performans gösterme. dopamin doping değil, yaşam tarzı.
birden bire aşırı görev birikince gelen ‘temas kesme’ modu
yapılacaklar listesi kabarınca beyin otomatik “sisteme ulaşılmıyor” ekranına geçer. oturmak, tavana bakmak ve varoluşu sorgulamak tercih edilir.
zihnin içinde aynı anda yüz sekiz sekme açık olması
dışarıdan sakin görünür ama kafanın içinde full HD kalabalık vardır. konu değişimleri saniyeler içinde yaşanır.
dışarıdan “dağınıklık”, içeriden “farklı düzen anlayışı”
sıradan gözlemci odayı kaos sanır; oysa DEHB’li için her şeyin bir anlamı, bir enerjisi ve mantıksız da olsa bir yeri vardır.
yapılacak iş gelince bir anda kahramanlık hikâyesine dönüşen erteleme
“hemen yapacağım” der. gerçekten yapmayı ister. yapmaz. sonra yine yapmak ister. yine yapamaz. döngü sonsuz.
sosyal ilişkilerde yüksek samimiyet, ama düşük mesaj geri dönüş hızı
sevdiği insanlara çok değer verir ama mesajlara geç dönme olayı kroniktir. görülür, unutulur, tekrar bakılır, yeniden unutulur.
en ufak ilgi kırıntısıyla bile aşırı üretken hale gelme
doğru konu bulunursa saatlerce çalışır, araştırır, yazar, çizer. ama konu sıkıcıysa beyin anlaşmayı tek taraflı fesheder.
konuşurken konudan konuya atlayan zihin makası
a’dan bahsederken nasıl z’ye geldiğini kimse anlamaz. bazen kendileri de anlamaz ama sohbet çok eğlencelidir.
monoton işlere karşı görünmez iticilik alanı
sıkıcı işlerde beden var ama ruh yoktur. kendi beyninin duvarıyla çarpışır.
duyguları yoğun yaşama ama sebebini sonra hatırlamama
öfke, heyecan, motivasyon, sıkıntı… her şey 0’dan 100’e çıkar. sonra 100’den 0’a iner. orta ayar neredeyse yoktur.
yapılan planların yüzde 70’inin zihinsel evrende kalması
büyük hayaller kurarlar, yaratıcı fikirler üretirler; ama hepsi gerçek hayata geçmez. geçtikleri zaman zaten efsane bir şeye dönüşür.
bir şeye niyet edip başka bir şeyle sonuçlanmak
su içmeye gider, mutfakta kendini tost yaparken bulur. tost yerken de suyu unutur. klasik.