Tembellik Sanılan DEHB Alışkanlıkları
DEHB olan insanların günlük hayatta yaşadığı pek çok durum, dışarıdan bakanlar tarafından çoğu zaman “tembellik”, “isteksizlik”, “üşengeçlik” ya da “irade zayıflığı” olarak yorumlanır. Oysa bu davranışların büyük bölümü kişinin karakteriyle değil, beyninin çalışma biçimiyle ilgilidir. DEHB, dikkat ve yürütücü işlev süreçlerinde farklılık yaratır; bu farklılıklar da günlük davranışlara çeşitli şekillerde yansır. Aşağıda toplum tarafından sık sık yanlış anlaşılan bazı DEHB alışkanlıklarının aslında ne anlama geldiğini, neden oluştuğunu ve neden “tembellik” olmadığını daha düz ve anlaşılır bir dille anlatıyorum.
Başlamakta zorlanmak
DEHB olan bir kişi, yapılacak bir işe başlamadan önce uzun süre sallanabilir. Bu, “yapmak istemediği” veya “üşendiği” için değildir. Beyin, özellikle sıkıcı veya ödül hissi düşük işlerde başlangıç komutunu vermez. Görev teknik olarak basit olsa bile kişi için zihinsel olarak yüksek bir duvar gibi görünür. Bazen saatlerce etrafta dolaşmak, telefonla oyalanmak veya boş boş bakmak ancak bir “başlangıç bariyeri”dir.
Basit işler bile gün boyu ertelenmiş gibi görünmesi
Bir e-mail atmak, bir evrak taramak, bir mesaj yazmak gibi çok küçük görevler bile DEHB’de bazen bütün günü yiyebilir. Dışarıdan bakıldığında bu “tembellik” sanılır. Aslında olan şey, dopamin seviyesinin düşük olması nedeniyle beynin “başlat–bitir” döngüsünü verimli kuramamasıdır. Kişi görevin çok kolay olduğunu bilir, yapmak ister ama bir türlü harekete geçemez.
Sadece son anda çalışabilmek
DEHB beyni çoğu zaman baskı olmadığı sürece performans göstermez. Son dakika yaklaştığında ise dopamin yükselir ve beyin bir anda açılır. İnsanlar bunu “bak isteyince yapıyorsun, demek ki tembellik ediyorsun” diye yorumlar. Oysa DEHB’de stres, beynin çalışmasını tetikleyen doğal bir mekanizmadır; süreç irade ile ilgili değildir.
İlgi çekmeyen konulara karşı görünmez bir blok
“İlgilenmediği hiçbir şeyi yapmıyor” şeklindeki kalıplaşmış yorumların nedeni, DEHB’nin ilgi düzenleme sorunudur. Konu sıkıcıysa beyin otomatik olarak bağlantıyı keser; kişi o an hiçbir şey anlamıyormuş gibi hisseder. Bu durum isteksizlik değil, biyolojik bir tepkidir. İlgiyi sürdürebilmek için konuya bağlanmayı sağlayan dopamin devresi gereklidir.
Hiperfokus: Tembelliğin tam tersi ama yine yanlış anlaşılan durum
DEHB’nin belki de en ilginç özelliklerinden biri, sıkıcı konularda odaklanamayan kişinin bazı şeylere aşırı odaklanabilmesidir. Saatlerce oyun oynamak, çizim yapmak, araştırma yapmak, video izlemek… Bu dönemlerde kişi zamanı unutur. Dışarıdan “bak aslında odaklanabiliyorsun, o zaman tembelsin” yorumu yapılır. Oysa hiperfokus, beynin bir konuya gereğinden fazla odaklanmasıdır ve kontrol edilebilir bir durum değildir.
Dağınıklık ve düzen sağlamakta zorlanmak
DEHB olan kişilerin odalarının sık sık dağılması veya eşyalarını sürekli kaybetmesi tembellik gibi görünse de aslında “kategorileştirme ve düzenleme” güçlüğüyle ilgilidir. Beyin, eşyanın nereye ait olduğuna karar vermekte zorlandığı için düzen kurmak yorucu bir süreç haline gelir. Bu nedenle toplamak istemediği için değil, düzenlemeye başlamak büyük bir mental yük olduğu için erteler.
Unutkanlık ve tekrar tekrar aynı hataları yapmak
Anahtar, cüzdan, randevu, tarih, yapılacak işler… Bunların unutulması “dikkatsizlik” ile karıştırılır. Aslında bu, DEHB’nin çalışma belleğiyle ilgili bir problemidir. Kişi hatırlamak ister, önemser ama bilgi arka plana düştüğü için kaybolur. Bu nedenle “niye düşünmüyorsun, niye önemsemiyorsun?” gibi tepkiler gerçeği yansıtmaz.
Yarım bırakılan işler
DEHB’de motivasyon döngüsü çok hızlı düşer. Bir işe tutkuyla başlanır, bir süre ilerler ve sonra aniden sıkılınır. Kişi istemediği için değil, beynin o göreve ayırdığı enerji aniden bittiği için devam edemez. Bu yüzden birçok proje yarım kalabilir. Bu, sabırsızlık değil; odak enerjisinin doğal iniş çıkışlarıdır.
Görevler biriktiğinde “donma” hali
Yapılacak işler birikince kişi genellikle kitlenir. Ne yapacağını bilemez, hangi işe başlaması gerektiğini düşünürken hiçbir şey yapamaz. Bu durum dışarıdan “tembel gibi oturuyor” diye yorumlanır. Aslında bu, aşırı yüklenme kaynaklı yürütücü işlev çökmesidir. Beyin aynı anda çok fazla uyaran aldığı için karar verme süreci durur.
Niyet ve eylem arasındaki kopukluk
DEHB’li bireyler çoğu zaman “hemen yapacağım” der ve bunu yapamadıklarında çevredeki insanlar bunun bir bahane olduğunu düşünür. Gerçekte olan şey, beynin “niyet – eylem” bağlantısını başlatmakta zorlanmasıdır. Plan vardır, istek vardır ama harekete geçmek için gerekli sinyaller bir türlü oluşmaz.
Sonuç: Tembellik değil, farklı bir çalışma biçimi
DEHB, bir kişinin karakterinin tembel, disiplinsiz ya da isteksiz olduğu anlamına gelmez. DEHB, beynin zamanı algılama, motivasyon oluşturma, odaklanma ve görev başlatma süreçlerinde farklılık olması demektir. Bu davranışlar kişisel başarısızlık değil; nörolojik bir gerçekliktir.
DEHB olan bir insan, doğru ortam, uygun yöntemler ve anlaşılma ile son derece üretken, yaratıcı ve başarılı olabilir. Önemli olan bunun bir irade meselesi değil, bir beyin işleyiş farkı olduğunun anlaşılmasıdır.