“Keşke biri o yaşta bana ‘Sen tembel değilsin’ deseydi…”
🤔 İlk Kıvılcım: “Benimle Bir Şeyler Tuhaf”
8.sınıf benim için herkesin hayatından geçen o yoğun çalışma yılıydı… ama ben çalışamıyordum.
Kitaplar masamda duruyor, sınav yaklaşıyor, herkes günde sayfalarca soru çözüyor ama ben…
Sabahtan akşama kadar hazırlanan ama hiçbir şeye başlayamayan çocuktum.
Ailem bana böyle bakıyordu:
“İstemiyor.”
“Umursamıyor.”
“Ergenlikte, normal.”
Ama içimde fırtına kopuyordu.
Çünkü istememezlik değildi bu.
Başlamak için içimde dev bir enerji toplanıyor, “Hadi yapalım!” diyordum… sonra sanki biri beynimde görünmez bir fren çekiyordu. O an motivasyon gitmiyor, ben gidiyorum.
🌐 Kendimi Ekranda Görmek: “Aynı ben…”
Bir gün tesadüfen Ekşi’de DEHB başlıklarına denk geldim.
Okudukça durdum.
Daha çok okudum.
Sonra şaşkınlığım paniğe döndü. Çünkü insanlar o kadar benzer şeyler yazıyordu ki…
Sanki biri benim kafamın içini videoya çekip internete koymuş.
Her cümlenin sonunda içimden şunu geçirdim:
“Oha… ben buymuşum.”
Bir taraftan rahatlama, bir taraftan “Ben niye böyleyim?” hissi.
Aileme açtığımda ise klasik tepki geldi:
“Abartıyorsun.”
“Tembelsin.”
“Zamanla geçer.”
Ama geçmiyordu.
🏥 İlk Randevu: Umut ve Hayal Kırıklığının Karışımı
Ailemi zar zor ikna ettim.
Düşünsene; 14 yaşındasın ve “Bende bir şey var” demek zorundasın.
Çocuk psikiyatrı pek ilgili değildi. Derdi ne anladığına emin bile değilim.
Bir masal verdi, onu okumamı istedi, sonra Concerta yazdı.
İlacı ilk gün kullandığımda hissettiğim şeyi tarif etmem zor:
Dünyanın sesi kısılmıştı.
Kafamın içindeki gürültü ilk defa susmuştu.
Ama sonra interneti açtım.
“Bağımlılık yapar”, “Kalbi durdurur”, “Hayatını mahveder” gibi yorumlar…
Korktum.
Küçüktüm.
Ve ilacı bıraktım.
O gün fark etmediğim şey şuydu:
O yorumları yazanların çoğu benim yaşadığım şeyleri yaşamıyordu bile.
🎢 Lise: Kendimle Savaşarak Geçen Yıllar
İlacı bırakınca tüm o kaos geri geldi.
Her gün “Bugün başlayacağım” diye uyandım.
Her gün “Yarın kesin” diyerek uyudum.
O arada sınav senesi geldi, gitti.
Ve bir gün aynada kendime bakıp şöyle dedim:
“Ben bu değilim. Ben böyle biri olmak zorunda değilim.”
Ama o yıllar geri gelmedi.
🧑⚕️ 18 Yaşında Yalnız Başına: Yeniden Cesaret Toplamak
Üniversite sınavı yaklaşırken tekrar doktora gittim.
Bu kez yalnızdım.
Kendi ayaklarımla gidip “DEHB olabilir” demek bile cesaret istiyordu.
Doktor bana ilaç vermedi.
“Anksiyete, depresyon olabilir” dedi.
Bir yanım buna umutlandı bile çünkü DEHB hakkında “tam tedavi yok” düşüncesi beni korkutuyordu.
Ama içimde bir his hâlâ “Bu değil” diyordu.
İki ay geçmeden başka doktora gittim.
O da beni çok ciddiye almadı ama en azından Concerta yazdı.
⚡ Sadece 3 Ayda Gelen Değişim
Yıllar sonra yeniden ilaç almaya başladım.
O dönem hayatımın en verimli, en net, en kontrollü zamanlarıydı.
Sanki yıllardır kapalı duran bir odaya ilk defa ışık açılmıştı.
Ama sınava 3 ay kala ilacı bıraktım.
Kişisel bir sebepti…
Ama bugün düşündüğümde en acı veren kararlardan biri olduğunu biliyorum.
Çünkü sadece 3 ay düzgün odaklanmak bile beni ortalamanın üstüne çıkarmıştı.
O zaman şu gerçekle yüzleştim:
“Ben yıllarca boşa kürek çekmişim. Asıl ben yıllardır gölgemde kalmışım.”
✅ Bugün: Nihayet Kendim Gibi Hissediyorum
Şu an düzenli tedavi alıyorum.
Hayat daha akıcı, daha duru, daha kontrol edilebilir.
Kendime kızgın değilim ama o küçük yaşlarda yardım isteyen halime içten içe üzülüyorum.
DEHB’nin en zor yanı bence şu:
İçindeki potansiyeli sessizce kemirmesi.
Fark etmeden yıllar götürmesi.
Ama doğru tedaviyle geri alınmayacak şeyler değil.
💬 Peki Ya Sen?
Belki benim hikayemin bir parçası sende de vardır.
Belki aile desteği alamadın.
Belki doktor seni ciddiye almadı.
Belki sen de “tembel” yaftasıyla büyüdün.
Buraya yazabilirsin.
Belki biri okur, belki biri cesaret bulur, belki biri hayatını değiştirir.